AxyVeraX © 2021. Tüm hakları saklıdır.

BuSonDakika – Son Dakika Haberler

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Hatay, Mileyha Sulak Alanı’nın Geleceği için İş birliği Büyüyor

Hatay, Mileyha Sulak Alanı’nın Geleceği için İş birliği Büyüyor

admin admin - - 6 dk okuma süresi
18 0

Hatay’ın Samandağ ilçesinde, Milleyha Sulak Alanı ve Asi Havzası’nın geleceğini ele almak amacıyla 4 Eylül 2026’da düzenlenen Milleyha’nın Geleceği Çalıştayı, farklı disiplinlerden uzmanları, kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, sivil toplum kuruluşlarını, üreticileri, eğitimcileri ve yerel paydaşları bir araya getirdi. Vakıfköy Patrik Mesrob II. Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayın sonuçları, “Milleyha’dan Asi Deltası’na: Karadan Denize Bütünleşik Ekosistem Yönetimi” başlıklı raporda toplandı.

Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği Başkanı Mişel Atik’in açılışını yaptığı çalıştayda, Mehmet Tavacı Milleyha’nın oluşumu, Asi Deltası içindeki konumu, sulak alan yönetimi, ekolojik restorasyon ve bilimsel izleme başlıklarını ele aldı. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda gazeteci İsmail Zubari, biyolog Dr. Mehmet Ali Dönmez, biyolog Dr. Samim Kayıkçı, şehir plancısı ve hidrolog Sera Tolgay, öğretim görevlisi Mahmut İğde, kuş gözlemcisi Emin Yoğurtçuoğlu, biyoloji öğretmeni ve entomoloji uzmanı Hisamiddin Dinç ile Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin farklı uzmanlık alanlarından değerlendirmelerini paylaştı.

Milleyha yalnızca 126 hektarlık bir alan olarak ele alınmamalı

Çalıştayın temel çıktılarından biri, Milleyha’nın mevcut idari koruma sınırlarıyla ekolojik sistem sınırlarının aynı olmadığına dikkat çekilmesi oldu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kayıtlarında 126 hektarlık alan olarak tanımlanan Milleyha; Asi Nehri, Asi Deltası, yüzey ve yeraltı suları, tarım alanları, sazlıklar, tuzcul habitatlar, kıyı kumulları, Samandağ kumsalı ve sığ deniz alanlarıyla sürekli etkileşim halinde bulunuyor.

Bu nedenle raporda Milleyha’nın tek başına korunması yerine “Milleyha–Asi Deltası Bütünleşik Ekosistem Yönetimi” yaklaşımının geliştirilmesi öneriliyor.

 

“Önce anlamak, sonra müdahale etmek”

Rapora göre bölgede gerçekleştirilecek fiziksel müdahalelerden önce ekosistemin nasıl çalıştığının bilimsel olarak ortaya konması gerekiyor. Özellikle yüzey ve yeraltı suları, kanallar, drenaj sistemleri ve kuyuların haritalanması; su seviyesi, akış ve su kalitesinin izlenmesi ve daha sonra hidrolojik-hidrojeolojik bir model oluşturulması öneriliyor.

 

Kirlilik açısından da yalnızca alandaki atıkların temizlenmesine odaklanmak yerine, evsel atık su, tarımsal drenaj, gübre ve pestisit kullanımı, hayvansal kaynaklar ve yüzey akışları gibi kaynakların belirlenerek kaynağında kontrol edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Tarımın da koruma yaklaşımının dışında bırakılmaması gerektiğine dikkat çekilen raporda; toprak analizine dayalı gübreleme, pestisit kullanımının azaltılması, drenajın izlenmesi, tampon alanların oluşturulması ve agroekolojik üretim yöntemlerinin geliştirilmesi öneriliyor.

 

Bilim, yerel bilgi ve tasarım birlikte ilerlemeli

Çalıştayda ortaya çıkan ortak yaklaşım, Milleyha ve Asi Deltası için birbirinden bağımsız projeler üretmek yerine mevcut bilimsel çalışmaların, yerel bilginin, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak bir ekolojik hedef etrafında birleştirilmesi gerektiği yönünde oldu. Raporda bu amaçla kalıcı bir Milleyha–Asi Deltası Bilim ve Koordinasyon Kurulu oluşturulması da öneriliyor.

Hatay’daki sulak alanlar için farklı ölçeklerde planlama ve tasarım çalışmalarının da yürütüldüğü bir dönemde, bu yaklaşımın önemi daha da artıyor. Bir mimarlık ofisi tarafından yürütülen Amik Ovası–Asi Nehri Havzası–Samandağ Kumulları–Milleyha Sulak Alanı Ekolojik Restorasyon çalışması, havzadan kıyıya uzanan su sistemleri, tarım alanları, sulak alanlar, kumul peyzajı ve yerleşim ilişkilerini birlikte ele alan çok ölçekli bir araştırma ve tasarım süreci olarak tanımlanıyor. 

Milleyha çalıştayının sonuçları da bu açıdan önemli bir uyarı ortaya koyuyor: Sulak alanlar için masa başında, yalnızca mimari veya mekânsal veriler üzerinden geliştirilen; hidrolojiyi, ekolojik süreçleri, sosyolojik yapıyı, yerel kullanımları ve ekonomik koşulları yeterince incelemeyen projeler, iyi niyetli olsalar dahi ekosisteme faydadan çok zarar verebilir. Bu nedenle gelecekteki tüm planlama, restorasyon ve tasarım çalışmalarının farklı uzmanlık alanlarını ve yerel paydaşları sürecin başından itibaren dahil eden, bilimsel verilere dayalı ve sürekli izlemeye açık bir anlayışla yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.

Çalıştay raporunun temel yaklaşımı ise şöyle özetleniyor:

“Önce anlamak, sonra korumak, gereken yerde restore etmek, sürekli izlemek ve bütün bunları yerel toplumla birlikte yapmak.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir