Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. 8 Nisan Çarşamba akşamı gerçekleşen söyleşide “Sanat ve Tasarım” konusu ele alındı.
Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 8 Nisan Çarşamba akşamı saat 19.30’da başlayan söyleşide “Sanat ve Tasarım” konuşuldu.
“İlk taş alet teknolojisi, bir tasarımdır.”
Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, teknoloji ve tasarım kavramları arasındaki ilişkiye değindi:
“İlk taş alet teknolojisi, aslında bir tasarım. Bunun anlaşılması son derece önemli. İlk taş alet teknolojisi ile birlikte karşımıza çıkan durum ne bilim ne de sanat. Doğrudan teknoloji olması bakımından teknoloji ve tasarım kavramlarının nasıl iç içe olduğunu bize gösteriyor. Tasarımda söz konusu olan meydana getirme bilgisidir. Önce konuları bu basitlikte ele almamızda ve kavramları yerli yerine oturtmamızda fayda var.”
“Mimarlık, tasarımdan ibaret değildir.”
Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, mimarlık hakkında ise şunları söyledi:
“Mimarlık da bir tasarım türüdür, diyemeyiz. Mimarlığın mutlak manada tasarımdan oluştuğunu düşünmüyorum. Heidegger’in de değindiği yer bağlamı nedeniyle böyle düşünüyorum. Yer kavramının kendisi tasarıma tabi gibi görünmüyor. Mimarlık yeri tasarlama meselesi değil. Mimarlık, yerleşme ve yer haline gelme işi. Yerleşik hayata geçme fiilinin kendisi mimarlık.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı


