İstanbul Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Selçuk Mercan, Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş, Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan ve Int. Dr. Amir Mahdi Akbari’nin yazarlığını yaptığı bilimsel çalışma, uluslararası Journal of Surgical Case Reports dergisinde yayımlandı.
Böbreküstü bezi kitlesi (adrenalektomi) ile safra kesesi hastalığının (kolesistektomi) eş zamanlı olarak aynı anda görülmesi nadir bir durum ve her iki tablonun laparoskopik cerrahiyle eş zamanlı tedavisine ilişkin literatürdeki uygulamalar da sınırlı. Ancak kombine cerrahi yaklaşım; anestezi maruziyetini, hastanede kalış süresini ve iyileşme döneminin süresini azaltması açısından yeni bir tıbbi pratik getiriyor. Ayrıca, ameliyat sonrası dönem de hasta açısından bu duruma özel herhangi bir yan etki görülmüyor.
Yapılan çalışmada, safra kesesi hastalığı ve böbreküstü bezi kitlesi bulunan bir hastada iki farklı laparoskopik ameliyatın tek seansta başarıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Araştırmacılar, eş zamanlı minimal invaziv cerrahinin uygun hastalarda güvenli ve etkili bir yaklaşım olabileceğini vurguladı. Çalışma kapsamında değerlendirilen 57 yaşındaki erkek hastanın, karın sağ üst bölümünde aralıklı ağrı ve karın bölgesindeki şişlik (abdominal distansiyon) gibi şikâyetleri için ilk olarak gerekli görüntülemeler yapıldı. Safra kesesinde uzun süreli tekrarlayan iltihaplanma (kronik kolesistit) ile safra taşı (kolelitiazis) varlığı ortaya konarken, böbreküstü bezlerinde ise başka bir sebeple çekilen görüntülemede tesadüfen saptanan, hormon salgılamayan ve 8 cm boyutuna ulaşmış bir kitle tespit edildi.
Ameliyat Sonrası Dönemde de Hastanın Konforu Yüksek
Hastaya, her iki tablo için sorunsuz bir şekilde eş zamanlı laparoskopik cerrahi uyulandı. Uzmanlar, hastanın patoloji sonucunun, safra kesesi taşlarına bağlı gelişen kronik kolesistit ve böbrek üstü bezinde iyi huylu vasküler kitle (adrenal kavernöz hemanjiyom) varlığını doğruladığını, her iki durumun da genellikle tesadüfen saptandığını ve tedavi sonrası takiplerde de herhangi bir yaşamsal tehlike oluşturmadığını söylediler.
Eş Zamanlı Cerrahi Her Hasta İçin Uygun Olmayabilir
Literatürde farklı organlara yönelik kombine laparoskopik cerrahilerin kronik hastalığı olan seçilmiş hasta gruplarında uygulandığını gösteren çalışmalar mevcut. Bu yaklaşım için belirli bir yaş veya cinsiyet kriteri bulunmamakla birlikte, hasta seçimi de büyük önem taşıyor. Bu süreç, her hastanın bireysel olarak değerlendirilmesi ve multidisipliner bir yaklaşımla karar verilmesini gerektiriyor. Özellikle hastanın genel sağlık durumu, ek hastalıkları, cerrahi risk düzeyi, ameliyatın teknik zorluk derecesi ve operasyon süresinin kabul edilebilir sınırlar içinde olması gibi birçok faktör göz önünde bulundurulmalı. Uygun şekilde değerlendirilen hastalarda eş zamanlı cerrahi, ikinci bir ameliyat ve ikinci bir anestezi gereksinimini ortadan kaldırabiliyor.
“Gelecekte Daha Karmaşık Eş Zamanlı Operasyonlara Şahit Olacağız”
Prof. Dr. Selçuk Mercan, yapılan eş zamanlı cerrahinin önemine değinerek, gelecek yıllardaki tedavi yaklaşımlarına dair de bir projeksiyon sundu: “Bu çalışma, nadir görülen iki farklı patolojinin tek seansta minimal invaziv yöntemlerle güvenli şekilde tedavi edilebileceğini göstermesi açısından çok önemli. Cerrahinin geleceğinde hasta odaklı ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar ön plana çıkacak. Teknolojik gelişmeler, robotik cerrahi ve gelişmiş görüntüleme sistemleri sayesinde gelecekte daha karmaşık eş zamanlı operasyonların da güvenle gerçekleştirildiğine şahit olabiliriz.” Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş ise cerrahi planlama ve multidisipliner değerlendirmenin önemi hakkında şunları söyledi; “Literatürde oldukça sınırlı sayıda bildirilen bu kombinasyonun başarılı bir şekilde uygulanmış olması, cerrahi planlamanın ve multidisipliner değerlendirmenin önemini ortaya koyuyor. Bu çalışma, uygun hasta seçildiğinde eş zamanlı minimal invaziv cerrahinin hem hasta konforunu artırabileceğini hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlayabileceğini göstermektedir.”
Bilimsel Raporlamaya Katkısı Büyük
Nadir klinik senaryolarının bilimsel olarak raporlanmasının önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan, ameliyatla ilgili şunları söyledi; “Bu vaka yalnızca başarılı bir cerrahi uygulamayı değil, aynı zamanda nadir klinik senaryoların bilimsel olarak raporlanmasının önemini de vurguluyor. Benzer çalışmaların artmasıyla birlikte hangi hasta gruplarının bu yaklaşımdan en fazla fayda göreceği daha net ortaya konabilecek ve gelecekte kılavuzlara yön verebilecek veriler elde edilebilecektir.” İnt. Dr. Amir Mahdi Akbari, ise operasyon ekseninde yapay zekâ destekli cerrahi planlama ve robotik teknolojilerin önemine değinerek şunları söyledi: “Bu çalışma, tıp öğrencileri ve genç araştırmacılar açısından da önemli bir örnek. Nadir görülen vakaların bilimsel yayınlara dönüştürülmesi, klinik pratiğin gelişimine katkı sağlarken aynı zamanda yeni araştırma alanlarının oluşmasına da zemin hazırlıyor. Gelecekte yapay zekâ destekli cerrahi planlama ve robotik teknolojilerin gelişmesiyle eş zamanlı cerrahi uygulamaların daha yaygın hale geleceğini düşünüyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı


